|
MATEMATİK
NEDİR?
|
Çağdaş matematiğin iyi bir tanımını yapmak oldukça zordur. Günümüzde fen,
teknik ve sosyal bilimler ile tıp,ekonomi, yönetim vb. bilimlerde
vazgeçilmez bir role sahip olan matematiğin, sözçüklerdeki tanımı
şöyledir:
Biçim, sayı ve kümelerin yapılarını, özellikleini ve aralarındaki
ilişkileri inceleyen bilimdir.
Matematik kendi içinde birçok dallara ayrılır. Bu dallardan aritmetik,
cebir ve geometri hemen herkesin az yada çok bildiği ana
dallardır.Günümüzde matematiğin uğraş alanlarına kesin sınırlar çizmek
olanaksızdır. Matemetikteki gelişmeleri günü gününe izleyip değerlendiren
ve bu alanda dünyada en büyük bilimsel otorite sayılan Mathematical
Reviews’a göre, matematiğin alt bilim dallarının sayısı altmıştan
fazladır.(MEB yayınları)
“Matematik nedir?” sorusuna kesin bir yanıt henüz verilmiş
değildir.Körlerin dokunarak tanımaya çalıştıkları fil gibi: Matematik,
kimisine göre kuralları belli satranç türünden bir zeka oyunu; kimisine
göre sayı türünden soyut nesneleri konu alan bir bilim; kimisine göre
bilim ve pratik yaşam için yararlı bir hesaplama tekniği. Matematikçilerin
gözünde ise matematik bizi doğruya, kesin bilgiye götüren biricik düşünme
yöntemi. Matematiği “bilimlerin kraliçesi” sayanların yanında, hizmetinde
görenler de vardır. Hatta onu ne olduğu, neyle uğraştığı belli olmayan,
salt bir zihinsel çıkarım ya da dönüştürme işlemi diye niteleyen, ya da
karmaşık kavramsal bir labirente benzeten saygın filozoflara
rastlamaktayız.
Görülüyor ki, hazır verilmiş bir tanımdan yola çıkarak matematiği anlamaya
kalkmak, birbiriyle bağdaşmaz değişik nitelemelerden birine kapılmaktan
ileri geçmeyecek. Matematiğin konusunu, kısaca söylemek geekirse, sayı,
nokta, küme gibi soyut nesneler ve bu tür nesneler arasındaki ilişkiler
oluşturmaktadır. (C.Yıldırım, Matematiksel düşünme,s:12)
__________________ ek kaynak
İnsanlar
arasındaki bir takım gereksinmelerden matematik doğmuştur. Tarihi
incelersek; ilk çağlarda bile bugün bilgisayarlarda kullanılan ikili
sistemin Mısır aritmetiğinde kullanıldığını görürüz. Yine o çağlarda
dairenin çevresini, Nil Nehri'nin taşma zamanlarını saptamak için
mevsimleri ve böylece 365 günü içeren takvimlerin hazırlandığını
belirleriz. Başka ülkelerin bilimlerini inceleyen yunanlılarda ilk köklü
bilgileri mısırlılardan öğrenmiş oldular. Yine geçerliliğini her zaman
koruyan "Bir dik açılı üçgenin uzun kenarının karesinin, öteki iki kenarın
kareleri toplamına eşit olduğunu" belirten ünlü Pisagor Teoremi M.Ö. 570
yıllarında kanıtlanmıştır. Hintliler bugün de tüm dünyada kullanılan 0 ıda
içeren onluk sayı sistemini kurmuşlardır. En büyük Arap matematikçisi El-Harizmi
(780-850) cebirin kurucusudur. Orta çağ Avrupa matematiği bu bilginin
eserlerinden oluşmaktadır. Araplar dünyaya eski ve çağdaş bilim konusunda
eşsiz hizmette bulundular. Hint ve Çin buluşlarını dünyaya tanıttılar.
Ancak modern bilimin kurucusu olamadılar.
Tüm ilkel toplumlarda ticaret takastan öte bir nitelik kazanır kazanmaz
sayı ve ölçü kavramları gelişti. Sayı kavramı matematiğin temelini
oluşturur. Sayılar çiftçilerin ürünlerini sayma gereksinmesinden
doğmuştur. Sayılar alışverişi de olanaklı kılan para sistemlerinin ortaya
çıkmasına yol açmıştır. Daha sonra yunanlılar matematiksel usa vurmayı
mantıksal bir temele oturtarak ve böylece kendilerini kanıtlayıcı olmayan
önermelerin, temel varsayımlardan çıkarılabilmesini sağlayarak matematiği
kesin bir bilim dalı haline getirdiler. Ayrıca müzik ve resimle ilişkiler
kurarak mantıksal düşünüşlerini sanatları da içerecek biçimde
genişlettiler. Fakat matematik 16. yüzyıla dek pek fazla gelişmedi.
Günümüzde tüm dünya eşi görülmemiş bir değişim yaşamaktadır.
İnsanlar günlük yaşamda sık sık aritmetikten yararlanmakla birlikte
üzerinde hemen hemen hiç düşünmezler. Örneğin; günlük dilde kullandığımız
bir çok sözcüğün anlamını da pek bilmeyiz. Sorulursa şaşırırız, bocalarız.
Aslında düşünmeden yaptığımız bir çok davranışın nedenlerini de
araştırmayız. Herhangi bir şey satın alan biri ödediği ücreti ve geri
aldığı para üstünü sayarken ticaretin başladığı dönemden beri kullanılan
bilgileri kullandığını fark etmez bile, temel toplama ve eşitlik
kavramlarını kullandığını düşünmez.
Aritmetiğin dört temel işlemi vardır. Bunlar toplama, çıkarma, çarpma ve
bölmedir. Bu dört temel kural yaşamın her safhasında geçerliliğini
yitirmez. Okullarımızda birkaç yıldan beri matematik dersleri öğretim
programları Modern Matematik adıyla okutulmaktadır. Neden Modern Matematik
denildiğini bir türlü anlayamıyorum. Tüm öğrenciler, veliler buna tepki
gösteriyor. Tepkinin en fazlası ise "çocuklarımız dört işlemi
öğrenemiyorlar" savınadır. Oysa bu sav tümüyle yanlış. Dört işlem de
öğretiliyor yaşam için gereksinim duyulan tüm konular da. Öğrencinin
sınıfları değiştikçe konuları da değişecektir. Matematikte gelişerek devam
edecektir. Her şeyden önemlisi içinde yaşadığımız dünyada bilim, teknik
geliştikçe bizde bu değişime ayak uyduracağız. Değişimleri eğitim
yaşantımıza uygulamak zorundayız. Dün 20. yüzyıldı bugün 21. yüzyıl. Dün
daktilo ile yazıyorduk, bugün bilgisayarla ve dünya parmaklarımızın
ucunda.
Biz tekrar dört işleme dönelim. Bunların bir çoğu sadece sağduyu yoluyla
ortaya konmuş olan temel yasalar izlenerek yapılır. Değişme özeliği hem
toplamada hem çarpmada vardır. Bu yasa yalnızca 7 ile 5 in toplama
örneğinde olduğu gibi 7+5 ya da 5 ile toplama örneğindeki 5+7 nin
toplamına eşit olduğunu söyler. Başka bir deyişle sayıları toplama sırası
önemli değildir. Aynı özelik çarpma işleminde de vardır. 4x3 çarpma işlemi
3x4 olarak gösterilirse sonuç değişmez. Bu bize matematik programının
değişmesiyle matematiğe çağdaş bir boyut kazandırdığımızı anlatıyor. Bu
boyut matematiğe giren yorumdur. 2x2 her zaman 4 değildir. Çok eskiden
televizyonda zevkle izlediğimiz bir dizi vardı."Gökyüzü Prensleri" Adım
adım uçağın evrimini anlatmaktaydı. Burada uçağı evrimleştirenlerin nasıl
uğraş verdiklerini izledik. Matematiği kullanarak önce kağıt üzerinde
uçağın modelini yaptılar. Yaptıkları matematik işlemleri ile uçağın havada
ne kadar kalacağını hesapladılar. Bu bizim matematikte yaptığımız birebir
eşleme yöntemidir. Aslında eşelemeye çok daha tanıdık bir çok örnek
verebiliriz. Harita dünya üzerindeki noktalarla birebir eşlemedir. Dikkat
ettiniz mi? Konuşmaya yeni başlayan bir çocuk elinin parmaklarıyla evdeki
insanları eşleyerek sayar. Alışveriş yaptığımızda parayla, aldığımız malı
eşleriz.
Sayı kavramı matematiğin temel bir kavramıdır demiştik. Oysa sayı yaşamın
temel bir kavramıdır. Tek ile çok arasındaki kavramı çocuk çok iyi kavrar.
Deniz kıyısında bir çok çakıl taşı gören bir çocuk bunların arasından
sadece bir tane alabilir. Bir avuç aldığı zaman toplamdan az ama bir
taneden fazla aldığını bilir. Kaç taşa sahip olduğu konusunda bir fikir
edinebilmek için elindeki taşları sayar. Örneğin 15 kalem. Burada "15"
adet bildirmektedir. 15 t0p, 15 martı, 15 ekmek gibi. Sayılabilecek tüm
cisimlerin ortak bir özeliğidir. Yetişkin insanlar bir çok temel kavramı
anlamakta zorluk çekerler ama çocuklar yaşamlarının ilk evrelerinde bu
kavramlar konusunda sezgisel bir anlayışa sahiptirler. Her aile bir
kümedir. Anne, baba ve çocuklar. Bir çok ailenin oluşturduğu kümeler
topluluğu evrensel kümeyi oluşturur. Her aile alt parçalara ayrılabilir.
Bunlara alt kümeler denir. İki küme kesişebilir veya birleşebilir. Oluşan
yeni kümelere kesişim veya birleşim kümeleri denir. Küme işlemlerindeki
kesişim ve birleşim, mantıktaki niceleyicilerin karşılığıdır. Bu ilişki
kümelerdeki bazı önermelerin mantıksal önermelerle ifade edilmesini mümkün
kılar. Öyleyse matematik çağdaş yaşamla iç içedir. Her zaman moderndir.
Biri diğerinden soyutlanamaz.
Ölçme bugün yaşamımızda büyük bir yer tutar. Fizik dersinde yaptığımız
aynı deneyin sonuçlarının farklı gruplarının farklı ölçülerle
değerlendirildiğini görürüz. Bu o deneydeki geçerliliği mi kanıtlar? Hayır
sadece ölçmede farklılıklar vardır. "Burada en doğru ölçümü kim
yapmıştır?" diye sorabiliriz. Yanıt " Tüm öğrencilerdir." Farklılık ölçü
aletlerinin kullanılış biçiminde kaynaklanmış olabilir. Yeri gelmişken
kimin yazdığını bilmediğim bir öyküyü anlatmadan geçemeyeceğim. Dört
kişiden biri kimyacı, biri fizikçi, biri matematikçi ve bir diğeri de
insan bilimcidir. Her birine birer barometre verilerek bir kilise
kulesinin yüksekliğini ölçmeleri söyleniyor. Kimyacı gazlar konusunda her
şeyi biliyordu. Kulenin altındaki ve üstündeki hava basınçlarını ölçtü
(0-60) metre arasında dedi. Fizikçi pahalı araçları umursamazca kullanmaya
alışkındı. Barometresini kuleden aşağı attı ve düşüş süresini ölçerek
yüksekliği (22-27) metre arasında hesapladı. Matematikçi kulenin
gölgesinin uzunluğunu barometrenin uzunluğu ile karşılaştırdı ve (30-30,5)
metre arasında dedi. İnsan bilimci ise barometreyi sattı elde ettiği
parayla kilisenin zangocuna birkaç kadeh içki ısmarladı. Ve kule
yüksekliğinin 30,4 metre olduğunu öğrendi. Bu öyküden de anlaşılacağı gibi
değişik ölçmelerin değişik sonuçlar vereceği ortadadır. Modern dünyada
yaşam büyük ölçüde insanın kesin ölçümler yapabilme yeteneğine bağlıdır.
Dünyanın çeşitli yerlerinde ölçümler için uzunluk, zaman, kütle, gerilim
ve bir çokları için standart ölçü birimleri kullanılır. Bunun sonucu
olarak Japonya'da yapılan bir mil yatağı beş yıl önce Almanya'da yapılmış
olan bir motor miline tıpatıp uyabilir.
Sümerler bir elin parmakları olan 10 sayısını ve onluk sayma sistemini
kullanmışlardır. 12 aralığını bularak zamanı saatle, 60 sayısından
yararlanarak zamanı ölçen saati, dakikayı, saniyeyi bulmuşlardır. Hiçbir
şey birden ortaya çıkmamıştır. Ama matematik bir gereksinmedir. Yaşamın
bir parçasıdır. Yaşamın her evresi matematiktir. Doğru düşünme kurallarını
öğretir. Düşünce ile somut kavramlar arasında bağıntı kurar. Sosyal ve
bilimsel gelişme sürecini çabuklaştırır. İnsan zekasını geliştirir. Bunun
en yakın örneği; 10 yaşındaki bir öğrencinin bir üniversitenin matematik
bursunu kazanmasıdır. Aslında her çocuk doğduğunda bir harikadır. Onu
işlemek yaşamın en ileri seviyesine götürmek eğitmek güç iştir.
Kendimizden vermeden, sürekli alarak hem matematik hem de hiçbir şey
öğretilemez. Başarılı olmak değil, öğrenmek bile mümkün değildir.
Matematik tüm yaşamdır. Yaşamı seviyoruz, öyleyse matematiği de
sevmeliyiz. önermesinin doğruluk değeri daima 1 olmalıdır. Gelişen,
değişen, hem de hızla değişen dünyaya seyirci kalamayız.
Büyük insan önderimiz Atatürk matematiği dilimizde daha anlaşılır bir
biçime getirmiştir. Ona yaşamımızı borçluyuz. Bizzat kendisi matematikte
kullanılan terimlerin adlarını bizim anlayabileceğimiz günlük konuşma
dilimize çevirmiştir. Bugün doğru düşünebiliyorsak onun sayesindedir.
İleriyi gören bakışları sayesinde bizi uygarlık seviyesinin üstüne
çıkarmıştır. Bugün bilimin her dalında araştırma yapıp dünyaya kendini
kanıtlamış bilim adamlarımız vardır. Ulusumuzu, vatanımızı her şeyden
önemlisi insanlarımızı severek sürdür düğümüz eğitim ve öğretimimizde her
an öğrenmeğe araştırmaya ve uygar olmaya özen göstermeliyiz. Matematik
yaşamın kendisidir.
|