|

Laplace
(1749 - 1827)
|
"Doğanın tüm olayları birkaç değişmeyen kanunun matematik sonuçlandır"
diyen Marquis Pierre-Simon de Laplace, 23 Mart 1749 günü bir köylü çocuğu
olarak dünyaya geldi. Ailesi, Fransa'nın Calvados ilinin Beaumont-en-Auge
Kasabasında yaşıyordu. Laplace'ın ilk çocukluk yılları hakkında çok az
şeyler biliniyor. Onun çocukluğunu ve gençliğini saran karanlık yılları,
kendini Beğenen davranışlarından ileri geliyordu. Kökeninin fakir bir
köylüden gelişi onun yüzünü kızartır ve sürekli onu gizlemek için elinden
geleni yapardı. Kısaca, bir köylü çocuğu olarak doğmadı ve kendini beğenen
birisi olarak ölmedi cümlesi ile yaşam öyküsü özetlenebilir. Her ne
duyguysa, Laplace köylü olması ve ailesinin fakir olmasından bir aşağılık
duyardı. Tüm yaşamı boyunca bu duygu ve düşünceden kendisini kurtaramadı.
Bu da onun zayıf bir yanıydı.
Laplace, ilk yeteneğini köy okulunda gösterdi. Bu başarısı zengin
komşularının sıcak dikkatini çekti. Zengin komşularını görmesi belki
yukarıda sözünü ettiğimiz duyguları daha küçük çocukken şuur altına alıp
baskı kurmuş olabilir düşüncesi akla gelmektedir. İlk başarılarını,
teolojik tartışmalarda elde ettiği söylenir.
Laplace, kendisini çok erken matematiğe verdi. O zaman Beaumont'ta askeri
bir okul vardı. Laplace bu okula devam ediyordu. Söylendiğine göre,
Laplace sonraları bu okulda bir süre matematik dersleri okutmuştur. Yine
bir söylentiye göre, onun matematik yeteneğinden çok daha fazla hafıza
yeteneğinin olduğu kanaati vardır. Bundan dolayı, Laplace on sekiz yaşına
gelince zengin koruyucularının tavsiye mektuplarıyla Paris'in yolunu
tuttu. Kendisinin yüksek yeteneğini biliyor, fakat bunda hiç şişme ve bir
abartma göstermiyordu. Genç Laplace, kendine tam bir güven içinde Paris'e
matematik dünyasını fethetmek için geldi.
Paris'te doğru d'Alembert'in evine gitti. Tavsiye mektuplarını gönderdi.
Fakat kabul edilmedi. D'Alembert, büyük ve kuvvetli kimselerin
önerilerinden başka bir varlıkları olmayan kimselerle uğraşmıyordu.
Laplace, övmeye değer bir anlayışla her şeyi hissetti. Eve döndü ve
d'Alembert'e mekaniğin temel kuralları üzerine bir mektup yazdı. Böylece,
oynadığı oyunda başarılı olmuştu. D'Alembert'in onu görmek için gönderdiği
çağrı yazısında şöyle yazıyordu. "Bayım, görüyorsunuz ki öneri
mektuplarına hiç değer vermiyorum. Sizin bu tür övgü mektuplarına hiç
gereksinmeniz yok. Siz kendi kendinizi daha iyi tanıttınız. Bu bana yeter.
Size yardım etmek bana bir borç olsun." Birkaç gün sonra Laplace,
d'Alembert'in sayesinde Paris'teki askeri okula matematik öğretmeni olarak
atandı. İşte bu sırada Laplace, Newton'un genel çekim kanununun güneş
sistemine uygulaması adlı büyük eserini verdi.
Astronom matematikçi olduğu için, kendisine Fransız Newton'u denmiştir.
Olasılıklar kuramının kurucusu gözüyle bakılabilir. "Bildiklerimiz çok
değil, bilmediklerimiz çoktur" sözüyle alçak gönüllülüğünü göstermiştir.
Matematiğe önem vermediğini, şöhret ve ün için değil de kendi arzularını
yenmek için matematikle uğraştığını söyler. Dahi kimselerin buluşlarını
veya yaşayışlarını incelemek ve kendisini onların yerine koyarak engelleri
aşmak düşüncesindedir.
Yaptığı çalışmaların tümünün kendisine ait olduğunu ileri sürer. Bu söz
doğru değildir. Örneğin, yazdığı "Gök Mekaniği" adlı şaheserinde, gelecek
kuşaklara bunu, ben yarattım gibi bir izlenimi vermeyi ustalıkla
kullanmıştır. Diğer matematikçilerden aldıklarına kaynak vermez, kendine
yarayan ve dışarıdan aldığı şeyleri kendine mal etmeyi çok kurnazca
becerirdi. Gök Mekaniği için gereken analiz bilgilerini Legendre'den almış
ve adını bile vermemiştir. Yalnız Newton'un adı geçer.
Laplace, Lagrange'da değinilen üç cisim problemini güneş sistemi için
düşündü. Newton'un çekim kanununu Güneş sistemine uyguladı. Gezegenlerin
hareketlerinin Güneş tarafından belirlendiğini, devirli küçük
değişiklikler hariç, gezegenlerin Güneşe olan uzaklıklarının değişmediğini
ispatladı. O zaman yirmi dört yaşında olan Laplace için tarih 1773
yıllarını gösteriyordu. Bu başarısından dolayı Paris İlimler Akademisine
üye seçildi. Yaşamının ve meslek hayatının ilk şerefini ve ödülünü almış
oluyordu. Bulduğu matematik sonuçlarının büyük birçoğunu astronomide
kullanmak için elde etti. Sayılar kuramı üzerinde bir süre çalıştı ve onu
kısa bir zaman sonra bıraktı. Olasılıklar kuramı üzerinde çalışması yine
onu astronomide kullanmasından kaynaklandı. Gök Mekaniği adlı yapıtı,
yirmi altı yıllık, bir zaman sürecinde parça parça olarak yayınlanmıştır.
Gezegenlerin hareketleri, şekilleri, gel-git olaylarını inceleyen ilk iki
cilt, 1799 yılında çıktı. 1802 ve 1805 yıllarında iki cilt ve 1823 ile
1825 yılları arasında da beşinci cildi yayınlandı. Yalnız, bu eserlerde
matematik kısımları pek açıklanmıyor ve yorumlardan da kaçınılıyordu.
Hatta, matematik hesaplar için, "Kolayca görülür" deyimi kullanılıyordu.
Aslında, bu kolayca görülür deyimi ters bir anlam da taşıyordu. Kendisi
bile bu kolayca görülür dediği kısımları günlerce uğraşarak çözüyordu.
Okuyucuları ve öğrencileri daha sonra bu deyim üzerinde haftalarca
uğraşacaklarını bildiklerinden, homurdanmayı adet edinmişlerdi.
______________ On sekizinci yüzyılda, iki Fransız
Lagrange ve Laplace birçok yönüyle zıttılar. Laplace, fizik, matematik
grubuna; Lagrange ise kuramsal matematik grubuna giriyordu. Lagrange,
bütün bunların matematikten başka bir şey olmadığını söylüyordu. Laplace
ise, matematiği kullanılan bir alet gibi görüyordu. Aslında Laplace her
ikisini de yapıyordu. Örneğin, potansiyel kuramın önemi matematik
yönüyledir. Sınır değer problemleri yine aynı değerdedir. Bunun gibi olan
çalışma örnekleri arttırılabilir.
Laplace, 1785 yılında Akademinin sürekli üyesi seçildi. Sağlam ve
karakterli bir yapısı vardı. Askeri okula giriş sınavında Napolyon
Bonapart'ı (1768 -1821) imtihan etmişti. Daha sonra Napolyon onu siyasetin
çamuruna ve bataklıklı sularına sürükleyecekti. Gerek Laplace ve gerekse
Lagrange ihtilalin dışında kalmadılar. Newton son yıllarını siyasette
geçirdiği gibi, Laplace da onu yenmek amacıyla siyasete atıldı. Napolyon
ona içişleri bakanlığını verdi. Laplace, oldukça oynak fikirli
davranışlarda bulunuyordu. Napolyon devrinin bütün nişanları göğsünü
süslüyordu. Kötü bir yöneticiydi. Zaten içişleri bakanlığı görevini ancak
altı hafta sürdürebilmiştir. Napolyon'la beraber onun da siyasi hayatı
sona ermiştir.
Laplace'ın en iyi tarafı, matematik çalışan gençleri tutar ve onlara
yardım ederdi. Laplace'ın bulunduğu bir toplantıda, Biot adlı bir genç
matematikçi Akademide bir çalışmasını okur. Toplantı bittikten sonra
Biot'u bir kenara çeken Laplace, cebinden çıkardığı ve sararmış kağıtları
göstererek, aynı keşfi kendisinin yıllar önce elindeki. kağıtların
eskiliğinden de anlaşılacağı üzere, bulduğunu ve yayınlamadığını gizlice
söyler. Laplace, Biot'a bunu kimseye söylemeyeceğini ve çalışmasını
çekinmeden yayınlamasını içtenlikle istemiştir. Bu onun, binlerce olumlu
davranışlarından biridir. Laplace, matematik araştırmaları yapan gençleri
manevi evladı gibi görür ve onlara kendi öz çocukları gibi yakınlık
gösterirdi.
Laplace'la Lagrange, gerek zamanlarında gerekse onlardan sonra gelenler
tarafından olsun çok karşılaştırılmışlardır. Bazıları Lagrange'ı tutmuş ve
onu göklere yükseltmiştir. Bazıları da Laplace'ı tutup övmüştür. Aslında
böyle bir karşılaştırmaya ve ayırt etmeye hiç gerek yoktur. İkisi de
matematikte ölümsüz buluşlar yapmışlardır.
Laplace, son günlerini Paris yöresinde Arcueil'de geçirmiş, kısa bir
rahatsızlıktan sonra 5 Mart 1827 yılında yetmiş sekiz yaşında ölmüştür.
Sayısız eser bırakmıştır. ilginize
teşekkürler : Coşkun Görgün |