Oyunu derse rakip gören kafa matematik öğretemez
->

Şu malum OECD öğrenci performansları raporuna bakıyorum da, Endonezya ve Meksika’ya şükran borçluyuz! Çünkü eğitim ve öğretim kalitesini gösteren neredeyse bütün sıralamalarda bizim çocukların altında kalıyorlar ki, kendimizi daha da kötü hissetmemizi önlüyorlar.
Fakat matematik konusunda tam anlamıyla felâket haldeyiz.
Araştırma Türkiye’de orta öğrenim düzeyindeki öğrencilerin yarısının toplama-çıkarma-çarpma-bölme dışında hiçbir matematik becerisi ve bilgisine sahip olmadığını gösteriyor…
***
Aslında “matematik korkusu” önemli bir olay.
Bu yüzden matematiği gördüğü yerde ortalıktan toz olan her yaştan ve baştan insana her ülkede sık raslanıyor.
Ama çok açık ki, bizim çocukların durumu “matematik korkusu”nun ötesine geçmiş…
Açık bir eğitim-öğretim zafiyeti var ortada.
Öğretmenler bütün hünerlerini belli ki yitirmişler, bitmiş tükenmişler…
Çocuklar da matematikten korkmak filan bir yana, matematiği düpedüz boşvermişler.
***
Şimdi duruma biraz daha yakından bakalım.
Öğretmen bir bakıma laf olsun, zaman dolsun diye anlatıyor, öğrenci de üniversite sınavına uzanan yolda gerekli merhaleleri aşmak için bütün derslerini ezberliyor da ezberliyor.
Sistem böyle…
Ama tarih ezberlediğinizde geriye mutlaka bilgiye dönüşmüş kırıntılar da kalır.
Söz gelimi, Pasarofça veya Karlofça antlaşmalarını çalışıp ezberlerler ve sonra unuturlar. Yine de akıllarında Osmanlı’nın yavaş yavaş değişmeye başlayan imparatorluk karakterine dair bir fikir kalır…
Söz gelimi, Kurtuluş Savaşı’nı “resmi tarih”e girmiş en küçük ayrıntılarıyla ezberlerler. Ve tabii zorla yapılan her iş gibi bu da unutulmaya mahkûmdur. (Sonra Savaş Ağabeyleri gibi biri çıkar, soru sorar, hiçbir şeyi doğru düzgün hatırlamayazlar, o da normal!) Yine de geriye Kurtuluş Savaşı’nın genel karakteri, gidişatı ve ulusal önemi konusunda köklü bir fikir kalır.
Matematik ezberi öyle değildir.
Matematik ezberiyle bir iki imtihandan “geçer” not alınabilir belki. Ama geriye hiçbir şey kalmaz…
Çünkü matematik o becerinin geliştirilmesini, zihnin “oyuncu” yanlarının kışkırtılmasını gerektirir. Bir…
Gerçekten öğrenilmesi gerekir. İki…
Kim ne derse desin; matematik iyi, özenli, sabırlı ve işini seven hocayla öğrenilir.
Bugün okullarda matematik dersine giren çocuklar piyano öğretilmeye çalışılan sağırlar gibi…
O rakamların ve denklemlerin büyülü dünyasını hissettiremiyorsanız…
Problem çözmenin zevkini çocuklara aktaramıyorsanız…
Yaptığınız boş iş…
***
Şimdi eğitimcilere şu hayati soruyu yöneltiyorum: Çocuğun “oyun oynamasını” kötü ve derslere rakip olarak gören bir kafa çocuklara matematik öğretebilir mi?
Ben “öğretemez” diyorum.
Siz ne diyorsunuz?
Teknosarmal
Teknolojinin cinsiyeti
Çet odalarında turluyorum. Rock çet, araba çet, motor çet.. Ama biri var ki, direkt 12′den vuruyor. Dijitalizm çet… Balıklama dalıyorum…
Aslında konu ilginç.
Anlaşılan yeni bir -izm- doğuyor: Dijitalizm.
Asyalı gençlerin yeni yaşam felsefesiymiş.
Tuhaf! Asyalı gençlerin felsefesinin tartışıldığı çet odasında, Asyalı’ya rastlamak neredeyse imkânsız.
İki Alman, nereden geldiği belli olmayan birkaç kişi ve benden başka muhabbet eden yok.
Konumuz: Teknoloji dişi mi, erkek mi? Hani derler ya, al bir de burdan yak….
Halimiz içler acısı…
Fakat başlık duyana ilgi çekici geliyor. Çet odamız doldukça doluyor. Her giren önce ekranı okuyor, sonra yakaladığı yerden dalıyor muhabbete.
Neler konuşuyoruz neler. Ne cep telefonu estetiği kalıyor, ne bilgisayar monitörü rengi.
Sonuç? Tam bir felâket! Dijitalizm teknolojinin cinsiyetini erkek olarak belirliyor…
Ortaya bir laf atıyorum: Sizin unisex’ten haberiniz var mı? Ses yok.
Demek ki artık teknoyaşamın da cinsel kimliği aranıyor.
Eşitlikler, aynı yolun yolcusu olmalar, nötr kalmalar… Hepsi anlamsızlaşıyor.
Yine bir tarafın baskın çıkması gerekiyor ve baskın çıkan erkek oluyor.
Teknolojinin cinsiyeti..
Çok dipten kaşıyan bir mesele.
Tatlı kaşıntı bu!..
Gözümden uyku akıyor ama dijitalizm odasını bırakamıyorum bir türlü.
Bir tarafta cinsiyeti erkek olarak belirlenmiş bir teknoyaşam var.
Teknoloji firmaları ne yapıyor buna karşı? Teknolojik ürüne dişi görünümler kazandırıyorlar.
Sonuç: Çok eğlenceli!
Onur ANDAÇ
vatan






