PAPAĞAN TEOREMİ
->
Matematik yaşamın ta kendisidir. Acıları çarpar, sevgileri böler, pişmanlıkları çıkarır, umutları ekleriz. Bazen de bunların tam tersidir yaptığımız. Ektiğimiz tohumların yeşermesi için gün sayarız. Sonra başakların büyümesi, ağaçların meyve vermesi için yeniden sayarız.
Bazen mutluluğa doğru bir sayımdır bizimki bazen de acı bir sona doğru. Matematik yaşamdır yaşam da matematik.Uzun zaman önce aldığım ama kitaplığımda bekleyen, bir türlü elim değip de okuyamadığım bir kitaba uzandım dün gece. Kitabın ismi Papağan Teoremi. Yazarı Denis Guedj. Roman, matematiği yeniden keşfetmeme yardımcı oldu. Aslında sevmem matematiği. Ben iki kere ikinin her zaman dört etmediğine inananlardanım. Ama bu roman fikrimi değiştirdi.
Thales’le tanıştım dün gece. Pythagoras’ı, Eukleides’i tanıdım yeniden yıllar sonra. Ne yapmaya çalıştıklarını anladım sanki. Onlar gerçeğin peşindeydiler. Çünkü matematik gerçekti. Geometri gerçekti.
Sayılar yalan söylemezlerdi. Güneş ve gölge bize çok şey öğretmişti. Thales’i Mısır’da dev piramitlerin boyunu ölçmeye çalışırken düşündüm. Sadece güneşi ve gölgeyi kullanarak başarmıştı imkansızı. Şair ve matematikçi Ömer Hayyam’ı buldum yeniden kitabın sayfaları arasında. Rubailerindeki duyguların içinde gizlenmiş matematiği keşfettim.
Hüzün ağacı dikme yüreğine; sevinç kitabını oku her sabah yine; içebilirsin şarap, yaşayabilirsin aşklarını; zamanı, hayatı Tanrıdır bize biçen.
Sonra gecenin sabaha kavuştuğu saatlerde bir gazete sayfası ilişti gözüme birden. Japonya’daki depremi yazıyordu. 7 şiddetinde bir deprem ve bir ölü. Sonra Marmara depremini düşündüm. 7 şiddetindeki bir deprem ve on binlerce ölü on binlerce yaralı. Haklı olduğumu düşündüm. İki kere iki her zaman dört etmiyor.
7′nin her zaman 7′ye eşit olmadığı gibi. Oradaki yedi buradaki yediye eşit değildi. Türkiye’nin matematiği çok farklı dedim kendi kendime… Demokrasi halkın iradesini kendi seçtiği temsilciler aracılığıyla ortaya koyduğu bir sistem değil miydi? Öyleyse neden çoğunluk parlamentoda azınlık, azınlık parlamentoda çoğunluktu… Yine farklı bir matematik vardı burada.Bir yerde bir yanlışlık yapmıştık ama nerede?
Sonra enflasyon rakamları geldi aklıma. Hızla düşen enflasyon yine iki rakamlı ama küçük bir oranda kalmıştı. Hükümet % 12 demişti. Ama sokaktaki % 12 yine hükümetin % 12’si ile aynı değildi. Demek ki dedim kendi kendime siyasetin % 12 si ekonominin % 12 sine eşit değilmiş. Sonra kızdım kendime. Sen bir bilim adamısın. Nasıl böyle konuşabilirsin? Hiç iki enflasyon olur mu bir ülkede diye.
Peki o zaman Şirinyer pazarından geçerken o akşamüstü gördüğüm, yerlerdeki ıspanak, marul ve lahana yapraklarını toplayan insancıklar acaba ineklerine mi yedirmek üzere topluyorlardı onları ürkek bir telaşla.
Bence burada da bir matematik hatası vardı. Enflasyon düşerken biz neden fakirleşiyorduk? Türkiye’nin bankalarında elli milyar doları buharlaştıranların enflasyonu hangi % 12′ye giriyordu acaba? Güneş doğdu ve ben Papağan Teoremi’ne döndüm yine. Belki cevabı sayfaların arasında bir yerlerde bulabilirdim.
milliyet






